Yapay zekâ Türkiye'de artık bir "gelecek" konusu değil. Ama ülkenin farklı sektörlerinde çok farklı hızlarda ilerliyor. Bu farkı anlamak, önümüzdeki yılların yol haritasını anlamak demek.
Zemin hazır
2021'de yayımlanan Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi, 6 stratejik öncelik, 24 amaç ve 119 tedbirle ülkenin ilk resmi yapay zekâ yol haritasını çizdi. Beş yıllık dönem bitti, şimdi yeni dönemin hedefleri konuşuluyor. Elimizde genç bir mühendis nüfusu, güçlü üniversite ve TÜBİTAK altyapısı ve TEKNOFEST gibi yeteneği erken yakalayan bir ekosistem var.
Eksikler de net: yüksek performanslı işlem gücü, nitelikli ve temiz veri, yetişen yeteneğin ülkede kalması ve küçük ile orta ölçekli işletmelerin yapay zekâya geçişi.
Savunma sanayii: sahada olan örnek
Türk savunma ve havacılık sanayii 2025'te ihracatta 10 milyar doları aştı. Bu büyüme yalnızca platform sayısından gelmiyor. Otonomi, sensör birleştirme, sürü davranışı ve akıllı görev yönetimi gibi yazılım katmanı giderek daha belirleyici oluyor. Baykar'ın seri üretime geçen Kızılelma'sı, görev yönetiminde yapay zekâ kullanan insansız savaş uçağı örneği olarak öne çıkıyor.
Önümüzdeki dönemde savunmanın yapay zekâ ile varacağı yer bence beş başlıkta toplanıyor:
- Karar destek: Komutanın önüne çok daha hızlı ve süzülmüş durum tablosu koyan sistemler.
- Otonomi ve sürü: Birbirleriyle koordineli çalışan insansız sistemler.
- Kestirimci bakım: Arıza olmadan önce parçayı değiştirmek, hazır bulunma oranını artırmak.
- Elektronik harp ve sensör füzyonu: Gürültüden anlamlı sinyal çıkarmak.
- Yerli veri ve işlem gücü: Kritik yapay zekâyı dışa bağımlı olmadan çalıştırabilmek.
Bunların hepsinde ortak bir kural var: insan kontrolü ve sorumluluk. Teknoloji ne kadar otonomlaşırsa, kararın hesabını verecek insan ve süreç o kadar önemli hâle geliyor. Uluslararası tartışma da tam bu noktada ilerliyor.
Savunmadan sanayiye ders
Savunmanın başarısı bir tesadüf değil. Net ihtiyaç, güçlü talep, sıkı test ve ekipler arası disiplin var. Sivil sanayide ise sık gördüğüm tablo şu: Pilot proje yapılıyor, demo etkileyici çıkıyor, sonra kimse kullanmıyor.
Sebep çoğu zaman teknik değil. Çalışan programa güvenmiyor, süreç değişmiyor, kimse kullanmayı öğretmiyor. Yani engel algoritmada değil, benimsemede.
Bu yüzden bir otomasyonu başarılı yapan formül benim için şu: önce süreci insan gözüyle anlamak, sonra küçük ama çalışan bir çözüm kurmak, sonucu ölçmek ve kullanıcıya öğretmek.
Sonuç
Türkiye'de yapay zekâ savunmada sahada, birçok şirkette ise hâlâ deneme aşamasında. Kapanması gereken fark teknolojiden çok, uygulama ve eğitim farkı. Bu farkı kapatan şirketler ve kurumlar önümüzdeki on yılın kazananları olacak.
Sizce sektörünüzde yapay zekânın önündeki en büyük engel teknoloji mi, yoksa insan ve süreç mi?